Bardaysan

Uygarlığın Doğduğu Şehir: Şanlıurfa

İlkçağdan Günümüze Urfa'da Sanat ve Edebiyat

Roma ve Bizans Dönemi (116-639)

Bardaysan

Putperest ve zengin bir Süryâni ailenin çocuğu olan Bardaysan’ın ailesi Erbil’den Urfa’ya gelip yerleşmiştir. 154 yılında Daysan Nehri (sonraları Karakoyun) kenarında doğduğundan Bardaysan (Daysan’ın oğlu) lakabıyla ünlenmiştir. Şehrin kralı VIII. Ma’nu’nun (saltanatı 139-163) oğlu Abgar ile beraber sarayda ciddi bir eğitim görerek yetişmiştir. Hıristiyan olduktan sonra 179 yılında Urfa Episkoposu Hystasp tarafından diyakoz olarak takdis edilmiştir. Ancak bir süre sonra metafizik ve astrolojik ilimlerle uğraştığından sapkınlıkla suçlanarak aforoz edilmiştir. Urfa’da barınamayan Bardaysan, Ermenistan’a kaçmak zorunda kalmıştır.

Dini ve felsefi fikirlerini, yazdığı kuvvetli şiir ve ilâhilerde ifade etmiştir. Bu şiirleri geniş halk yığınları üzerinde büyük etki bırakmış ve birçok taraftar kazanmıştır. Daha sonra taraftarları Bardaysan’ın şiirleri vasıtasıyla onun fikirlerini yayarak yeni bir mezhep kurmuşlardır. Eserleri imha edilmiş olduğundan dolayı fikirleri tam olarak tespit edilememiş ve tarihçiler onun hakkında değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Bazıları onun birden fazla tanrıya inandığını, bazıları üç zata ve üç doğaya, 366 aleme ve varlığı meydana getiren dört kainata inandığını, Musa ve diğer peygamberlerle konuşanın tanrı olmadığını, belki meleklerin reisi olduğunu, Meryem’in ölüme kabil bir gövde doğurmadığını, belki gövdenin şekil alan bir ruh doğurduğunu ve kıyameti inkâr ettiğini söylemişlerdir.

Süryânice ilk ilâhileri yazan Bardaysan, özellikle tarih ve felsefe konusunda eserler vermiş, çok güçlü şiirler yazmıştır. İlahiyat ve felsefeden beslenen şiirleri, yaşadığı dönemde oldukça etkili olmuştur. Kendine özgü bir şiir dili oluşturmuştur. En ünlü kitabı “Ülkelerin Kanunları Kitabı” dır. Bu kitabında insanın özgürlüğü üzerinde duran Bardaysan, tabiat, kader ve irade üzerinde kafa yormuştur. Diyalog şeklinde olan bu eserinde, kaderin tanrı tarafından yıldızlara verildiğini söyleyerek, Sabilik inancı etkisinde kaldığı görülür. Çağının fikir ve sanat adamlarını da etkileyen Bardaysan, aynı zamanda iyi bir müzisyendir. Kiliseye müziği sokmuş; felsefe ve İncil’den hareketle birçok ilâhi yazmıştır. Kilise müziğinin babası sayılan Bardaysan, sanatın birçok dalıyla uğraşmıştır. En meşhur olan yönü ise, düşünür, şair ve müzisyen olmasıdır. Süryâni Edebiyatına çok büyük hizmetler yapan Bardaysan, kilise tarafından aforoz edilmiştir. 222 yılında vefat etmiştir.

Bardaysan’ın “Ülkelerin Kanunları Kitabı”ndan bir örnek:

“Eğer sen, daha yaşlı insanlardan faydalı bir şey öğrenmek istiyorsan…………., ama (sen) öğrenmeyi (istiyorsan) onlardan bir şey istemek sana fayda sağlamaz, ama onu istediğine dair ne kadar istekli ve arzulu olduğunu onlara inandırmak zorundasın………….. ne istediğini sormayı bilmek güzel bir şeydir.

İnsanlar yapmaya muktedir oldukları hiçbir şey yoktur ki, onu yapmaya muktedir olmasın………. bizler taş gibi ağır bir şeyi veya keresteleri veya diğer şeyleri taşımaya muktedir değiliz-bu ağırlıklar sadece beden gücüyle yapılabilen şeylerdir-veya kaleler inşa etmek, şehirler tesis etmek, bu şeyleri sadece krallar yapabilirler veya dümenli gemileri yürütmek-dümenin nasıl kullanılacağını sadece gemiciler bilir-veya toprağı ölçmek ve bölmek işini yapmak-sadece arazi mühendisleri bilir…………….fakat biz, tanrının cömertliğine dayanarak herhangi bir insana, ruhu zevkle yapabileceği işlere, seve seve emirler vermişiz.

İyilik yapmak, kendini kötülükten sakınmaktan daha kolaydır. İnsanın yaratılışında iyilik vardır, bu nedenle insan iyilik yaptığında sevinir, ama kötülük düşman hareketidir ve insan kötülük yaptığında böylesine çirkin işler yaptığından dolayı üzülür ve tabiatında bozulmalar görülür………….., hayvanın yaratılışı itibariyle aslan et yer ve neticede bütün aslanlar et yiyicidir…………..arı taşıyarak kendine bal yapar ve netice itibariyle bütün arılar bal yaparlar. Ve karınca yaz boyunca, onu kışın beslemesinde kullanmak üzere kendi kendine erzak taşır ve netice itibariyle tüm karıncalar aynı şeyi yapar………… Ama insanlar bu tarzda yaratılmadılar; fakat insanoğlu bedensel işlevinde, tabiatiyle hayvanlar gibi, bir davranışa girdi ve insanlar tıpkı hayvanların yaratılışı gibi akıllarına geleni, hür bir insan gibi ve tanrının sahip olduğu güç ve bir kopyası gibi yaptılar……….

Tanrı dilediğinde her şey bir engele uğramaksızın olabilir, onun büyüklüğüne ve kutsallığına karşı koyabilecek hiçbir şey bulunmaz………

Dünyanın yeni oluşumunda, tüm kötü hareketler duracak ve tüm isyanların sonu gelmiş olacak ve ahmak inancı kabullenecek ve eksiklikler tamamlanacak.”





 
Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Bu sayfa 1927 kez gösterilmiştir.